Avustralya'yı Hezimete Uğratan Kuşlar - Büyük Emu Savaşı

/uploads/article/20191227/3548518e1d0fd55c708074e2d7c01d0a.jpeg


    Yıl 1932. O sıralarda Avustralya'nın ekonomisi, büyük oranla ihracata dayanıyordu. Ancak 1929'da yaşanan Büyük Buhran nedeniyle, hiçbir ülke kendilerinden bir şeyler almaz olmuştu. Kimse bir şey almıyor, herkes sadece bir şeylerini satmaya çalışıyordu. 

/uploads/article/20191227/c8dfb99d4657b9f6d05a3473dbbf8a0e.png

    Üstüne üstlük, Avustralya para birimini İngiliz pound'una, İngiltere'deki altın standardına eşitlemişti. Ekonominin kötüye gidişi ve İngiltere'nin de kendi para biriminde yaptığı değişiklikler yüzünden işler hepten kötüledi.


    Sözün özü, Avustralya'nın ekonomik durumu içler acısıydı ve bundan en çok zarar görenler ise çiftçilerdi.

    Avustralya, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, savaştan dönen gazilere çiftçilik yapması için toprak verdi. Ancak ülkede yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle yeterince para kazanamıyorlardı. Pek çoğu iş bulmak için şehirlere akın etti ama bir kısmı çiftçiliğe devam etmek istedi. 


/uploads/article/20191227/80b7dc32cb9fa0c93828f98587b48192.jpeg

    Nasıl ki kartal ABD'nin, tavuskuşu Hindistan'ın milli kuşları, adeta ülkelerinin bir sembolleri ise, emular da Avustralya için öyleydi

/uploads/article/20191227/83d108aceb8abb3c9000b656b5ab2fd4.jpeg

    Boyları 1.90 metreye kadar ulaşabilen, 40 ila 60 kilo arası olan ve uçamayan bu kuşlar, koşarken saatte 50 kilometre hıza ulaşabiliyordu. Çiftleşme zamanında Avustralya'nın iç bölgelerine yönelen bu kuşlar, çiftleşme zamanları bitince sahil kıyılarına geri dönerler. Ancak o dönemde, Batı Avustralya'da, tarlalarda bol bol tahıl buldular. Emular, büyük sürüler halinde tarlalara dadandı.

/uploads/article/20191227/82fbd7bacd997b426ed70f172b9d5beb.jpg

    20 bin emu, zaten zor durumda olan çiftçilere binlerce kilo hasadı yiyerek zarar ettirdi.


/uploads/article/20191227/a27a361e2c714ffc27a2a6bf177e2f36.jpg

Emuların zarar verdiği bir tarla

    Bu durum üzerine çiftçiler hükümetten yardım istedi. Çiftçilerin muhtemelen tarım bakanlığına başvuracağını zannettiniz ama yanıldınız. Onlar bunun askeri bir mesele olduğunu düşünüp savunma bakanlığından yardım istediler. Yani Avustralya, emularla savaşa girecekti.


/uploads/article/20191227/5c7735d1eceeca40416bc8e19c44a133.png

Avustralya'da o dönemin savunma bakanı, George Pearce

    Muhalifler bunun barbarlık, hayvanlara karşı bir eziyet olduğunu savundu. Dönemin savunma bakanı George Pearce çiftçilere bir anlaşma imzalattı. Bu anlaşmaya göre yapılan masrafı çiftçiler ödeyecekti ve eğer bu planda başarısız olurlarsa suç kendisinde olmayacaktı.

    İlk savaş Kasım'da, Campio'da başladı. Adamlar gördükleri emulara ateş açtılar. Emular küçük gruplar halinde, her yöne kaçmaya başladılar. Adamlar ise, kendi deyimleriyle sadece bir avuç emu öldürebildi. Bazı emular ise kurşun yedikleri halde halen aynı hızda koşabiliyordu. Büyük bir çoğunluğu gözden kayboldu. Böylece Campion savaşının galibi emular oldu. 


/uploads/article/20191227/28de957b32bb898baa79b1e0d9750f0d.png


    Silahlı adamlar bu sefer farklı bir strateji izlediler. Rastgele ateş açmak yerine, büyük bir emu grubuna sessizce yaklaştılar. Bu sefer uzun mesafe yerinde kısa mesafeden atış yapacaklardı. Ancak bu sefer de şansları yaver gitmedi. Ateş açtıklarında silahları takıldı-sıkıştı ve sadece 12 tane emu öldürdüler. Bu savaşı da emular kazanmış oldu.

    Adamlar kendilerini adeta rezil olmuş gibi hissediyordu. Daha evcil sayılan emuların olduğu güney tarafına indiler.

    Bu sefer de farklı bir strateji geliştirdiler. Biri kamyoneti kullanacak, kamyonetle emunun arkasından gidecekti. Diğeri ise kamyonetin arkasına yerleştirilmiş silahla onları vuracaktı.

/uploads/article/20191227/110aa7139c6a7b7a18331a5e05d41ddc.png

     Sonuç tam bir hezimetti. Muhalifler iktidarı bu yüzden eleştiriyor, madalyanın emulara verilmesi gerektiğini söylüyordu.

    Emular tekrar tarlalara dadanınca çiftçiler Pearce'tan tekrar yardım istedi ve ekip yine iş başına koyuldu.
Emuların gerilla taktiklerini öğrenen ekip bu sefer temkinliydi, kısmen başarılı oldular. Her hafta 300 emu öldürüyorlardı. Bu seferki başarıya rağmen medya ve kamuoyu artık bu konuyla ilgilenmiyordu. Tabii eğer buna başarı denirse. 1000 emu öldürülünce Pearce operasyonlara son verdi. Kendilerini savaşı kazanmış ilan ettiler ama geride kalan 19 bin emu vardı ve halen tarlalara dadanıyorlardı. Onlarsa normalde gereken miktardan 10 kat fazla cephane harcamışlardı. 


/uploads/article/20191227/045dd20cabaf7d7db09ee28bcb30381a.png

Emu Savaşına dair bir gazete haberi

/uploads/article/20191227/fa2b9e2ea2cc2765cb8f7f80569d3412.png


/uploads/article/20191227/f2bdbc3d3850c4b6450890a9579810c3.png



    Sonuç olarak 1932'de Büyük Emu Savaşı'nı emular kazandı. Kalan 19 bin emu da terör estirmeye devam etti. 


    1930'larda ise tel ve çiti akıl ettiler. Böylece kuşları öldürmeden tarlalarını koruyabildiler.


Kaynak: Oversimplified

Kaynak

0 yorum

Makaleye yorum yapmak için, giriş yap veya kaydol